Yekta Güngür ÖZDEN
(Türk Hukuk Kurumu Başkanı ve ADD Genel Yönetim Kurulu Üyesi)
Yasal sanlarını, olanaklarını bırakıp sıradan birey niteliğiyle önüne düştüğü halkının Türkiye Büyük Millet Meclisi yönetiminde sürdürdüğü Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı tüm yoksunluk ve güçlüklere karşın utkuyla sonuçlandırarak yurdumuzu düşmanlardan kurtaran Başkomutan! “Ümmet” sayrılıklarından arındırdığı toplumu “Türklük” bilinciyle donatıp birleştirerek onur ve erdem bilinen hak ve özgürlükleriyle saygın, kişilikli bireylerin oluşturduğu “ulus” düzeyine çıkaran Büyük Türk!
Önce saltanatı, sonra hilafeti kaldırıp demokrasinin özü ve hukuk devletinin temeli, tam eşitlikçi yurttaşlar düzeni “kimsesizlerin kimsesi” Cumhuriyeti kurarak Türk gücünü, yaratıcılığını, halkına saygısını, hukuka bağlılığını vurgulayan, toplumsal barışı ve ulusal dayanışmayı sağIayan Cumhurbaşkanımız! Yurt ve yurttaşlık bilincini kökleştirip Ulusal Ant'la saptanan sınırlarımız içinde soy ve inanç ayrımı gözetmeksizin herkesi, ülkeyi ve ulusu kapsayan bir hukuk ve insan kurumu olan devleti her yerin sahibi kılarak kaynaştıran Örnek insan!
Tüm hak ve özgürlüklerin güvencesi, bağımsızlığın, ulusal egemenliğin ve demokrasinin kaynağı; hukuksal siyasal ve ulusal birliğin dayanağı, insanlık, barış, uygarlık, inançlar yönünden saygın bir yansızlık us ve biIim tutkusu, kapıkulluğuna, köleliğe her tür sömürüye karşıtlık, kalkınma ve aydmlanma “adam olmak” diye özetlenebilecek laikliği yaşama geçiren Devrimci!
Karakteri saydığı bağımsızlık ve özgürlüğü egemenlikle dokuyarak ulusal istenci yönetimin başlıca geçerlik göstergesi durumuna getiren Yüce önder! Başöğretmen! Mustafa Kemal Atatürk! Türkiye aydınlanmasının kaynağı, ulusal değerlerimizle varlıklarımızın simgesi, Türkiyemizle özdeşleşerek kurumlaşan ilkeler anıtı, çevremizin güneşi, yüreğimizin sönmez ateşidir.
ATATÜRKÇÜLÜK
Atatürkçülük, Atatürk’ü putlaştırmak, O’na tapmak, O’nu tabulaştırmak değil büyük bir gerçekçilik, değerbilirlik, duygu ve düşünce birlikteliğiyle O’nun varlık nedenimiz, yaşam felsefemiz, Türkiye'yi türkiye yapan ilkelerini benimsemek, savunmak, yaygınlaştırıp kökleştirmek O’na bağlılık, gösterdiği yolda O'nu aşmaya çalışarak ona yaraşır olmaktır. “Kemalizm” adıyla da ünlenen Atatürkçülük resmi bir jdeoloji, dogma ya da öğreti değil, Türkiye Cumhuriyetinin kendine özgü düşün temelidir. Demokrasiyi yaşama geçiren, demokrasinin yönetimdeki adı olan Cumhuriyeti geçerli ve gerçek kılmak, çağa uygun yenilenmelerle, evrensel ilkeleri destekleyerek daha iyi duruma ve düzeye gelmek hepimizin dileğidir. Esin kaynağımız, Atatürkçülüğü somutlaştıran ulusal yaşamımızı aydınlatan, varlığımızın öğeleri olan atatürk ilkeleridir: Atatürk'ün duygu ve düşüncelerini, görüşlerini, buyruklarını, önerilerini, uygulamalarını ve yapıtlarını birer ilke saymak en gerçekçi davranıştır. Bu nedenle ilkeleri sınırlamak gereksiz ve olanaksızdır. 1937'de anayasaya geçen “Altıok” başta olmak üzere tüm ilkeler, birer altın oktur. Önderi olduğu Türk Devrimi bu ilkelerle gerçekleşmiştir bu ilkelerle sonsuza değin sürecektir. Kendini yenileyerek, ulusumuzun sonsuza değin bağımsız yaşamasını amaçlayan atılımları hızlandırarak hepimizi gönendirecektir.
Birleştirerek
“İnanıyorum, o halde varım”dan “Düşünüyorum o halde varım”, düzeyine bizi çıkaran Atatürk ilkeleridir. Ölüm kalım savaşını kazanıp yoktan var olmak anlamında bir yeniden doğuşun bayrağı Atatürk'tür. Atatürkçülükle, Atatürkçülerle alaya kalkışan kendi bilgisizlik ve düzeysizliğini sergileyen kimileri, varlıklarını kime ve nelere borçIu olduklarının ayırdında değillerdir. Küçük kültürleri bağımsızlaştırarak değil, birleştirip ulusallaştırarak ulus devleti kuran Atatürk'ün izlediği yol, hep hukuk yoludur. Halkıyla birlikte onunla kaynaşarak ona olan güven ve saygıyı itici güç bilerek başlattığı çağdaşlaşma koşusu siyasal zikzaklarla kesintiye uğrasa da adına ve onuruna yaraşır içtenlikli çabalar, gerçek Atatürkçülerin andıdır. Türk mucizesinin kahramanı Atatürk'le O’ndan yana ve O’nunla birlikte olmak kolay değildir. Uzak yakın çevremize baktığımızda O’nun her gün kezlerce, doğrulandığını görürüz. Atatürk ilkeleri, demokrasinin evrensel nitelikteki ulusal değerleridir. Uyumlu, kendini yenileyen barışçı ve insancıl yaşam gerçekleridir. Atatürk milliyetçiliği de Atatürk -Türkiye özdeşleşmesinin en yapıcı göstergesi en çağdaş milliyetçiliktir.
Ayrıma Hayır
Her türlü ayrımcılığı, bölücüIük ve yıkıcılığı dışlayan, dünya uluslar ailesinin kendi değerlerini koruyarak güçlü ve güvenilir bir üyesi durumuna gelen topluIuğun kaynaşmasıdır.Baskılara, bağımlılığa, sömürülere, yoksunluk ve kötülüklere, ahlaksızlık ve adaletsizliklere karşı çıkmak Atatürkçülüğün en doğal gereğidir. Sevr'e karşı Lozan'a yandaş olarak soyut ve somut tüm değerleriyle Türkiyenin sevdalısı olmaktır. Bu nedenle Atatürkçülük “Türküm!” demekle mutluluk duyacak her yurttaşın taşıyacağı bir onurdur. Ulusal kimliğini yadsıyan, yurttaş olamaz. Arap milliyetçiliğinin başka adı olan ümmetçilik, ırkçılık, turancılık, Türk-İslam sentezi gibi yozlaştırıcı, yurttaşlık bilincini yıkıcı, ayrılıkçı akım ve eğilimlerin Atatürkçülükle bağdaşması olanaksızdır. İnanç sömürüsüyle dinsel teröre dayanan çıkarcı kökten dincilik de Atatürkçülüğün kınayıp her zaman karşı o1duğu din düşmanlığıdır. Atatürkçülükte özgür düşünce, özgür inanç, özgür vicdan, özgür us ve bilgi ile ahlak amaçtır. Bağımsızlık ve özgürlük ulusal temeldir, evrensel kaynaktır.
Sahte kimlikler
Son yıllarda yapay sanal sahte kimliklerle ortaya çıkanlar arttı. Sahte demokratlar, sahte ilericiler, sahte dindarlar, sahte milliyetçiler yanında Atatürk'ten yana ve Atatürkçü görünerek karşıtlıklarına ortam ve araç sağlayan sapkınlıklarını üstü kapalı biçimde sürdüren sahte Atatürkçüler de çıktı. Atatürk'ün adına, Atatürkçülüğü, Atatürk ilkelerine Atatürkçülere katlanamayan, devlet ve ulus yaşamının her alanında, her kesiminde elinden geldiğince Atatürkçülüğü geçersiz, değersiz ve etkisiz kılmaya, karalayıp kötülemeye çalışan kendini bilmezler türedi. Atatürkçülüğün en büyük düşmanı bunlardır. Düşmanlığını açıkça ortaya koyanlardan daha tehlikeli olan bu gizli Atatürk karşıtlarıdır. Atatürkçü olmak yürek, beyin ve kişilik işidir. Atatürkçü olmak en büyük onurdur. Bu onuru her omuz taşıyamaz. Atatürk'ümüzü kimseyle karşılaştırmaz ve tartışmayız. Türkiye Atatürk'tür. Atatürk Türkiye'dir. Hepimiz O'nun bir parçasıyız. O, bizIerle vardır biz O’nunla var olacağız. Her şey apaçık ortatadır:
Ne mutlu Atatürk’ü olanlara, ne mutlu Atatürkçü olanlara!.
Pazartesi 13.Kasım 2000 Avrupa Hürriyet Basın Dünyamız sayfa 19.